Kendini Nelere Mahkum Bırakıyorsun, Göremedin mi? Hemen Dönünce Solda

Bir sitemin olduğunu unuttum. Bana ait olan şeylerin her daim değerli olması güzel ve değerli olan şeyleri arada unutmak, uğraş göstermemek, zamana bırakmaya bile çalışmamak o kadar iyi geliyor ki.


1 aydır neler oldu. Arkadaşımla tatile gittim, arkadaşımın aslında çok eğlenceli biri olduğunu gördüm, yeni insanlarla tanıştım ve çok eğlendim. Bazı farkındalıklar edindim. Daha cesur oldum.

Tatilde bir gece uyanıp Twitter'a şunları yazdım.

"Napıyorum ben hayatta sorusunun tatilde gelmesi kötü bi deneyim oldu. Deneyim ama o yüzden iyi. Yarın ne olacak, bu insanla acaba niye tanıştım, hata yaptım düzelteyim, kendime birine bırakmamalıyım ama insanlar kendini bana rahatça bırakabilir, kendini bırakma, kendini bırakma, sarhoş olma, kendini bırakma, mutsuz ol, mutlu ol her duyguyu yaşa ama kendini bırakma. Ben kendimi artık bırakmak istiyorum. Birine güvenip kendimi ona bırakıp güvenimin altında ezilmesini istemiyorum. Kendimi bırakmak istiyorum ama birine değil, kendime."


Bu tür düşünceler geldiğinde o kadar sıkışık hissediyorum ki ve sadece benim böyle hissettiğimi düşündüğüm o sıkışıklıkla beraber sığlık da beraberinde geliyor.. Ama herkes belli zamanlarda aynı şeyleri hissediyor. Hatta belki aynı zamanda hissetsen bile "Ben daha ağrını yaşıyorum"u düşünüyor, ayrıştırıyoruz. Ama hayat hepimizin etrafında dönüyor.


Biri seni kırdığında acı çekiyorsun ve sen de aynı şeyi farklı birine yaptığında bunda bir şey yok ki diyorsun, garip. Bir arkadaşım hoşlandığı kişi, ona geri dönmediği için onun kötü biri olduğunu söyledi. Ben de dedim ki bu kişi sana yazmıyor diye onu kötü bir insan olarak görmek biraz bayağı olmaz mı, o zaman sen de kötüsün çünkü sen de bunu başka insanlara yapıyorsun dedim. Her hareketi iyi kötü diye ayırmak ve bu sırada da güçlü acı kelimeleri kullanmak yerine "uyuşmadık" diyebilmek mesela.

Bu fikri verdikten sonra kişi “aslında şöyle de yapmıştı o yüzden kötü biri de diyemem” cümleleriyle yeniden ayrıştırıp empati yaptı. Ve yine kişinin sadece ve sadece kendisine iyi gelmediğini söyleyemedi. Kişiselleştirmemeyi ne zaman öğreneceğiz. Sadece kişiselleştirmemekle de bitmiyor. Birine olan kızgınlığımız yüzünden bize ait olmayan davranışlar sergiliyoruz gittikçe de bu duruma alışıyor ve kim olduğumuzu unutuyoruz. Mutlu olduğumuz anlarda buna dahil. Bunlar olmasa biz kim olurduk?


İlişkilerin, yaşadığımız olayların yoluna mahkum bırakmasaydık kendimizi, nasıl biri olurduk?


To find our way we lose control. Remember, love's our only mission


7 görüntüleme

©2020, Satori